İslam’da Yetimin Yeri - Yetim Yardımı | Kardeş Eli Derneği
BLOG
Blog

İslam’da Yetimin Yeri

26.04.2021

İslam’da yetimin yeri oldukça önemlidir. Yetimi güzel terbiye edip büyüten kimsenin kıyâmette Resûlullah Efendimiz’le birlikte olacağı bildirilmiştir. (Buhârî)

 

Bir başka rivâyette gerek akraba bir yetim olsun gerekse yabancı bir yetim olsun; o yetim kendi geçimini sağlayabilecek duruma gelinceye kadar ona bakan kimsenin Cennet’e gireceği belirtilmiştir. (Ebû Dâvud)

 

Yetim malını haksız olarak yemek ise büyük günahlardan biri olarak kabûl edilmiştir. Yetimlerle ilgili daha pek çok hadîs-i şerif vardır.

 

Yetime İyilik Etmenin Fazîleti

 

  1. Dinimizde yetimin yeri her Müslüman’ın bilmesi gereken konulardandır. ‘Allahü teâlâ, yetim bulundurulan ve ona iyilik yapılan evi sever.’ buyrulmuştur. (Taberânî)
  2. Yetime yakın olmalı, ona acımalı, başını okşamalı ve onunla birlikte yemek yemelidir. Böyle yapan kimsenin ihtiyaçlarının karşılanacağı ve kalbinin yumuşayacağı hadîs-i şerifle sâbittir. (Harâiti)
  3. Bir kimse sabrederek ve sevâbını umarak yetime bakarsa onun Cennet’te Peygamber Efendimiz’in yanında olacağı da hadîs-i şerîflerden öğrenilmektedir. (Taberânî)
  4. Cennet’in kapısını ilk defa Resûlullah açacaktır. O sırada bir kadın ondan önce davranacaktır. Resûlullah Efendimiz onun kim olduğunu sorunca, 'Yetim kalan çocuklarıma bakan biriyim’ şeklinde cevap verecektir. (Ebû Ya’lâ)
  5. Dinimizde yetimin yeri ile ilgili olarak, hadîs-i şerifte bildirildi ki en iyi ev yetime iyilik yapılan, en kötü ev ise yetime kötülük edilen evdir. (İbni Mâce)
  6. Bir kimse çocuklarının her birini aynı derecede tutsa (hepsine aynı şekilde değer verse) fakat evindeki yetime haksızlık etse Allahü Teâlâ’dan uzaklaşmış olur. (İbni Asâkir)
  7. Fakirlerin ve yetimlerin geçimini üzerine alan kimsenin Allahü Te’âlâ yolundaki mücâhid gibi, yâhut gündüz oruç tutup gece ibâdet eden kimse gibi sevâba kavuşacağı bildirilmiştir. (Buhârî)
  8. Cennet’teki köşklerden birinin adı da Dârül-Ferah’tır. Buraya mü’minlerin yetimlerini sevindirenlerin gireceği hadîs-i şerîfte geçmektedir. (İbni Neccâr)
  9. Bir hoca yetim talebesine güç yetiremeyeceği şeyleri teklif etse elîm bir azâba uğrayacağı bildirilmiştir. (İbni Râfi’î)
  10. İslamiyet’te yetimin yeri kapsamında başka bir hadîs-i şerifte; iki zayıf hakkında Allahü Te’âlâdan korkmak gerektiği bildirilmiş; ‘iki zayıf’ ise yetim çocuk ve dul kadın olarak açıklanmıştır. (Beyhekî)
  11. Yetimi ağlatmaktan sakının! (İsfehânî)
  12. Yetimlere infâkta bulunmak ve iyilik etmek dînimizin emridir. (Bekara sûresi 83 ve 215 âyet-i kerîmeler)
  13. Yetimin hakkını gasp eden kimseleren şiddetli azâba mâruz kalacağı Mâun sûresinin 2. âyet-i kerîmesinde de bildirilmiştir.
  14. Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla (helâli haramla) değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Çünkü bu, büyük bir günahtır. (Nisâ sûresi 2. âyet-i kerîme)
  15. Yetime acımanın, başını okşamanın, yediğinden ona da yedirmenin kalbi yumuşatacağı ve böyle kimsenin ihtiyaçlarının karşılanacağı da hadîs-i şerifte geçmektedir. (Taberânî) [Başka bir rivâyette, yetimin başını okşayan kimseye Hac sevâbı yazılacağı bildirilmiştir. Ancak böyle rivâyetleri yanlış anlamamalıdır. Bir kimse namaz kılmıyor, oruç tutmuyor, her çeşit günâhı işliyor olmasına rağmen, sırf yetimin başını okşadığı için hac sevâbı alamaz.]
  16. Hadîs-i şerifte, yetimin başını sırf Allahü Te’âlâ’nın rızâsı için şefkatle okşayan kimseye, elinin dokunduğu saçların sayısı kadar sevâb verileceği bildirilmiştir. (Ahmed bin Hanbel hazretleri) Görülüyor ki, yetimin başını okşarken de Allahü Te’âlâ’nın rızâsını düşünmek lâzımdır.
  17. Yukarıdaki bilgilerden anlaşıldığı üzere İslamiyet’in yetime verdiği önem büyüktür. Ancak şu bilinmelidir ki çocuk büluğa erince yetimlik kalkar. Bir de ‘yetimin başını okşamak’ gibi tâbirler, sadece başını sıvazlamak ile sınırlandırılamaz. Ne şekilde olursa olsun yetimi sevindirmek, ona yardımcı olmak gerekir. Yoksa, bir kimse yetimin başını sıvazlasa ve bu sırada ‘seni gidi yaramaz çocuk seni!’ dese, başını sıvazlamasının ne anlamı kalır?
  18. Sofralarında yetim bulunduran kimselerin sofrasına şeytan asla yaklaşamaz. (Taberânî)
  19. Bir kimse, Müslümanların arasında bulunan bir yetimi alarak yedirip içirmek üzere evine götürür ise, affedilmeyecek bir suç işlemediği takdirde, Allahü te’âlâ onu mutlaka cennete koyar." (Tirmizî)

 

Yetimlere Yardım Bağışı

 

Yukarıda sayılan fazîletlere kavuşmak isteyen kimseler imkânı ölçüsünde yetimlere yardım etmelidir. İnsanlar çevresindeki yetim çocuklara yardımcı olabilir fakat Türkiye’nin ve dünyanın farklı noktalarındaki yetimler ne olacaktır?

 

İşte onların hayatına dokunmak yetim bağışlarını kabul eden ve hassasiyetle yerine ulaştıran bir dernek aracılığıyla mümkündür.

 

Derneğimiz gözü yaşlı, kalbi mahzun, karnı aç bir yetim çocuk kalmasın diye gerek ülkemizde gerekse başka ülkelerde yetimlerin her türlü ihtiyacını karışmak üzere kesintisiz faaliyette bulunmaktadır.

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
Hızlı Bağış Hayra vesile olan, hayrı işleyen gibidir.
Bağış Türü
Paylaş
SON BLOG YAZILARI
  • Babalar Çocukları Nasıl Etkiliyor?
    Çocukluk, insanın ilk aynasıdır. O aynada duyulan ses, hissedilen güven ve görülen bakış; gelecekteki kişiliğin temel taşlarını oluşturur. Ailenin sıcak çemberi, çocuğa kim olduğunu değil, kim olabileceğini gösteren ilk sahnedir. Bu sahnede anne, duygusal bağı kuran, sevgiyi dokunuşla öğreten taraftır. Baba ise bu sevgiye yön veren pusuladır. Onun varlığı, çocuk için sadece bir güven alanı değil; aynı zamanda hayatın nasıl yaşanacağına dair bir rehberdir.
  • Müslümanı Muazzez Kılan Nedir?
    Dua, Müslüman’ın yalnızca dille yapılan bir ibadet değil, kalbin derinliklerinden yükselen bir teslimiyet ilanıdır. Kulun, “Ben hiçbir şeye gerçekten malik değilim, sahip olduğum her şey bir emanet” diyebilmesidir. İnsan, ne kadar bilgiye, teknolojiye, servete ulaşırsa ulaşsın; bir yaprağın düşüşünü dahi kontrol edemediğini fark ettiğinde, hakiki kudretin kimde olduğunu anlar. Dua; insanın, kendi acizliğini fark edip, Allah’ın mutlak kudreti karşısında eğilmesidir.
  • Kanuni Sultan Süleyman’ın İlginç Özellikleri
    Kanuni Sultan Süleyman, 1494 yılında Trabzon’da dünyaya geldi. Osmanlı tahtının kudretli hükümdarı Yavuz Sultan Selim’in oğlu, Hafsa Sultan’ın ise kıymetli evladıydı. Genç yaşta Saruhan Sancağı’nda yöneticilik yaparak devlet idaresinde tecrübe kazandı. 1520’de babasının vefatı üzerine Osmanlı tahtına geçti ve 46 yıl süren hükümranlığıyla imparatorluğun en uzun süre tahtta kalan padişahı oldu. Bu dönemde 13 büyük sefere çıkarak hem doğuda hem batıda Osmanlı topraklarını genişletti. Adaletli yönetimiyle halk arasında “Kanuni” unvanıyla anıldı.
  • Bir İnsanı Neden Seversiniz?
    Müslümanın hayatındaki her eylemde olduğu gibi, sevgi ve nefret duygularının da merkezinde Allah rızası yer almalıdır. İslam inancına göre, bir Müslüman sadece ibadetlerinde değil; dostluklarında, muhabbetlerinde ve hatta nefretinde dahi ilahî bir niyet taşımalıdır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.), hadislerinde “Allah için sevmek ve Allah için buğz etmek” kavramına sıkça vurgu yaparak, bu duyguların imanla yakından ilişkili olduğunu belirtmiştir.
  • Kanuni Sultan Süleyman’ın Sandık Vasiyeti
    Osmanlı’nın kudretli hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman Han, hayatının son anlarına kadar hem devletine hem de inancına bağlı bir padişahtı. Onun vefatından sonra ortaya çıkan gizemli bir vasiyet, asırlar boyunca tarihçilerin ve halkın merakını cezbetmiştir. Sultan Süleyman, ölümünden sonra mezarına kendisine ait küçük bir sandığın konulmasını istemişti. Bu, sıradan bir isteğin ötesindeydi — çünkü bu sandığın içinde ne olduğu kimse tarafından bilinmiyordu.