Ümmeti Olmayan Peygamber, Hz. Danyal Kimdir? - Genel | Kardeş Eli Derneği
BLOG
Blog

Ümmeti Olmayan Peygamber, Hz. Danyal Kimdir?

30.08.2025

Kur'an-ı Kerim'de Danyal peygamber hakkında herhangi bir bilgi mevcut değildir; ancak İslami eserlerde onun adı geçmektedir. Danyal peygamber, Bahailik, İslam ve Yahudilik tarafından peygamber olarak kabul edilmektedir.

Danyal Peygamber Kimdir?

Danyal Peygamber’in adı Kur’an-ı Kerim’de geçmez ve kendisiyle ilgili doğrudan bir bilgiye rastlanmaz. Hadislerde de yine net bir şekilde zikredilmez. Ancak buna rağmen İslam kültüründe ve tarihî kaynaklarda bilge, hikmet sahibi bir kişi olarak kabul edilmiştir. Yahudilikte Daniel, Bahailikte ise peygamber olarak bilinir ve bu dinlerde önemli bir yere sahiptir. İslamî eserlerde adı geçen Danyal, özellikle rüyaları yorumlama yeteneğiyle ve adaletli tavırlarıyla öne çıkar.

Rivayetlere göre Kudüs işgal edilince esir düşmüş ve Babil’e götürülmüştür. Orada gördüğü rüyalar sayesinde dönemin hükümdarının yanında itibar kazanmıştır. Bazı anlatımlarda, cezalandırılmak için vahşi hayvanların bulunduğu bir çukura atıldığı fakat Allah’ın izniyle bu hayvanların ona zarar veremediği aktarılır. Bu durum, onun ilahi bir koruma altında olduğunun işareti kabul edilmiştir.

Başka bir rivayette ise hükümdar Buhtunnasr’ın, melekler tarafından aynı çukura atıldığı ve hayvana dönüştüğü anlatılır. Yedi yıl boyunca bu şekilde kalan hükümdar, daha sonra eski haline dönmüş ve yeniden tahtına oturmuştur. Bu olaydan sonra Danyal’a ve arkadaşlarına daha fazla değer vermek zorunda kalmış, onları bilgelikleri ve dürüstlükleri sebebiyle koruma altına almıştır.

Danyal’ın hayatı İslam kaynaklarında detaylı şekilde yer almasa da, adalet, hikmet, sabır ve ilahi koruma temaları onunla ilgili anlatılan rivayetlerde sıkça vurgulanmıştır. Böylece Kur’an’da adı geçmemesine rağmen, İslam kültüründe örnek alınan önemli bir şahsiyet olmayı sürdürmüştür.

Hz. Danyal Kişiliği

Danyal Peygamber’in hayatına dair anlatılanlar arasında, onun Babil Kralı II. Nabukadnezar döneminde yaşadığı ve bu süreçte Yahudilerin Babil esaretinden kurtuluşuna vesile olduğu aktarılır. Rivayetlere göre dönemin kralı, gördüğü bir rüya üzerine tahtının İsrailoğulları’ndan gelecek bir erkek çocuk tarafından sarsılacağını öğrenmiş ve bu korkuyla bütün yeni doğan erkek çocukların öldürülmesini emretmiştir. Bu emirden nasibini alanlardan biri de Danyal olmuştur.

Anlatıldığına göre Danyal doğduğunda, kralın buyruğu gereği bir mağaraya bırakılmıştır. Burada olağanüstü bir şekilde korunmuş, bir dişi ve bir erkek aslan tarafından büyütülmüştür. Bu olağanüstü olay, onun Allah’ın özel koruması altında olduğuna işaret eden sembolik bir anlatı olarak kabul edilir. Büyüyüp gençlik çağına ulaştığında Danyal, halkının arasına dönmüş ve bilgeliğiyle dikkat çekmiştir.

Rivayetlerde yer alan başka bir kısımda, Tarsus’ta büyük bir kıtlık yaşandığı sırada Danyal’ın oraya davet edildiği aktarılır. Şehre adım atar atmaz bolluk ve bereketin hâkim olduğu, kıtlığın sona erdiği söylenir. Bu olağanüstü hadise, halkın ona olan sevgisini artırmış ve Babil’e geri gönderilmesine engel olmuştur. Halk, onun varlığını bir bereket vesilesi olarak görmüş ve bağrına basmıştır.

Ömrünü tamamladığında Danyal’ın Tarsus’ta defnedildiğine inanılır. Bugün Makam Camii olarak bilinen yerde kabrinin bulunduğu rivayet edilir. Bu sebeple asırlardır Tarsus halkı tarafından kutsal bir şahsiyet olarak anılmış, kabri bir ziyaret ve hürmet mekânı hâline gelmiştir. İslam kültüründe doğrudan Kur’an’da adı geçmese de, Danyal’ın kıssaları hem onun bilge bir peygamber olduğuna hem de Allah’ın korumasının simgesi olarak görülmesine işaret eder.

Danyal Peygamberin Ölümü

Danyal Peygamber bir dönem Babil’de yaşamış, ardından oradan ayrılarak Şuş şehrine gitmiş ve ömrünün sonuna kadar orada kalmıştır. Vefatından sonra Şuş’ta defnedilen Danyal’ın kabrinin zamanla halk arasında büyük hürmet gördüğü ve ziyaret edildiği aktarılır. Ancak ilerleyen yıllarda onun naaşına zarar gelmesinden ya da farklı gruplar tarafından sahiplenilmesinden endişe edilmiştir.

Kaynaklarda anlatıldığına göre Hz. Ömer döneminde bu mesele gündeme gelmiş, halife mezarın açılmasını ve Danyal’ın bedeninin daha güvenli bir yere nakledilmesini emretmiştir. Hz. Ömer, özellikle Yahudilerin cesedi gizlice alıp götürmelerinden endişe etmiş ve bu nedenle alınacak tedbirlerin sıkı tutulmasını istemiştir. Onun emri üzerine, naaş su kenarına yakın bir bölgeden alınarak Berdan Nehri’nden ayrılan bir çayın ötesine taşınmıştır. Böylece hem halkın ulaşıp zarar veremeyeceği hem de olası hırsızlık girişimlerinin engelleneceği bir mekâna gizlenmiştir.

Danyal Peygamber’in naaşının yeni yeri halka açıklanmamış, böylece tam konumu kimse tarafından bilinmez hâle gelmiştir. Rivayetlerde bu mezarın nehrin oldukça aşağısında, gizli bir bölgede bulunduğu aktarılır. Bu durum, onun kabrinin kutsiyetini korumak ve zamanla çıkabilecek tartışmaların önüne geçmek için alınmış bir tedbir olarak yorumlanır. İslami anlatılarda Danyal’ın bedeni ve kabrinin korunması, ona duyulan saygının bir yansıması olarak kabul edilir ve Allah’ın seçkin kullarının hayatlarının ardından da özel bir şekilde muhafaza edildiklerine dair örneklerden biri olarak aktarılır.

Danyal Peygamberin Mezarının Bulunması

Danyal Peygamber’in mezarıyla ilgili anlatılan rivayetlerden biri, Hz. Ömer dönemine dayanır. Hicri 17. yılda Tarsus’un fethedilmesinden sonra şehrin içinde bulunan kabrin açıldığı ve burada Danyal’a ait olduğu düşünülen bir naaşın görüldüğü aktarılır. Rivayete göre ceset olağanüstü şekilde bozulmadan kalmış, üzerinde ise altın ipliklerle işlenmiş bir kefen bulunmuştur. Naaşın uzun boylu oluşu da dikkati çekmiş ve bu durum halk arasında hayranlık uyandırmıştır.

Kaynaklarda ayrıca Danyal’ın parmağında bir yüzük bulunduğu belirtilir. Yüzüğün taşında yer alan motifler, onun hayatına dair yaşadığı olağanüstü hadiselerin sembolü olarak kabul edilir. Rivayete göre taşın üzerinde bir dişi ve bir erkek aslanla birlikte küçük bir çocuğun tasviri işlenmiştir. Bu figürler, Danyal’ın çocukluk yıllarında aslanların koruması altında hayatta kalmasına gönderme olarak yorumlanmıştır. Böylece yüzük, onun yaşamına dair hem bir hatıra hem de sembolik bir işaret olarak görülmüştür.

Bu rivayetler kesin tarihî bilgiler olarak değil, İslam kültüründe kuşaktan kuşağa aktarılan manevi anlatılar olarak kabul edilir. Halk arasında ise Danyal Peygamber’in mezarı, hem onun hikmetine hem de Allah’ın özel koruması altında olduğuna dair bir işaret olarak yüzyıllar boyunca saygıyla anılmıştır.

Danyal Peygamberin Soyu Nereden Gelir?

Dânyâl, milattan önce VI. yüzyılda Babil'in sarayında yaşayan bir Yahudi peygamberidir. Tarihî belgeler, onun İsrâiloğulları'nın Yahuda kabilesine mensup olduğunu ve kraliyet soyundan geldiğini ortaya koymaktadır. Bu dönemde, Babil'in esareti altında bulunan Yahudi topluluğu için bir umut sembolü haline gelmiştir. Dânyâl, yalnızca bir peygamber değil, aynı zamanda bilgelerin en bilgini olarak da tanınmaktadır. Rüyaların yorumlanması ve ilahi vahiyler konusunda derin bir yeteneği bulunmaktadır. Bu nitelikleri sayesinde Babil'in yöneticileri arasında saygı görmüş ve önemli bir pozisyonda görev almıştır. Kendisi, Tanrı'nın iradesini insanlara ulaştırmış ve pek çok mucize gerçekleştirmiştir. Dânyâl'ın yaşamı ve kökeni, hem dini hem de tarihi açıdan büyük bir önem taşımaktadır.

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
Hızlı Bağış Hayra vesile olan, hayrı işleyen gibidir.
Bağış Türü
Paylaş
SON BLOG YAZILARI
  • Babalar Çocukları Nasıl Etkiliyor?
    Çocukluk, insanın ilk aynasıdır. O aynada duyulan ses, hissedilen güven ve görülen bakış; gelecekteki kişiliğin temel taşlarını oluşturur. Ailenin sıcak çemberi, çocuğa kim olduğunu değil, kim olabileceğini gösteren ilk sahnedir. Bu sahnede anne, duygusal bağı kuran, sevgiyi dokunuşla öğreten taraftır. Baba ise bu sevgiye yön veren pusuladır. Onun varlığı, çocuk için sadece bir güven alanı değil; aynı zamanda hayatın nasıl yaşanacağına dair bir rehberdir.
  • Müslümanı Muazzez Kılan Nedir?
    Dua, Müslüman’ın yalnızca dille yapılan bir ibadet değil, kalbin derinliklerinden yükselen bir teslimiyet ilanıdır. Kulun, “Ben hiçbir şeye gerçekten malik değilim, sahip olduğum her şey bir emanet” diyebilmesidir. İnsan, ne kadar bilgiye, teknolojiye, servete ulaşırsa ulaşsın; bir yaprağın düşüşünü dahi kontrol edemediğini fark ettiğinde, hakiki kudretin kimde olduğunu anlar. Dua; insanın, kendi acizliğini fark edip, Allah’ın mutlak kudreti karşısında eğilmesidir.
  • Kanuni Sultan Süleyman’ın İlginç Özellikleri
    Kanuni Sultan Süleyman, 1494 yılında Trabzon’da dünyaya geldi. Osmanlı tahtının kudretli hükümdarı Yavuz Sultan Selim’in oğlu, Hafsa Sultan’ın ise kıymetli evladıydı. Genç yaşta Saruhan Sancağı’nda yöneticilik yaparak devlet idaresinde tecrübe kazandı. 1520’de babasının vefatı üzerine Osmanlı tahtına geçti ve 46 yıl süren hükümranlığıyla imparatorluğun en uzun süre tahtta kalan padişahı oldu. Bu dönemde 13 büyük sefere çıkarak hem doğuda hem batıda Osmanlı topraklarını genişletti. Adaletli yönetimiyle halk arasında “Kanuni” unvanıyla anıldı.
  • Bir İnsanı Neden Seversiniz?
    Müslümanın hayatındaki her eylemde olduğu gibi, sevgi ve nefret duygularının da merkezinde Allah rızası yer almalıdır. İslam inancına göre, bir Müslüman sadece ibadetlerinde değil; dostluklarında, muhabbetlerinde ve hatta nefretinde dahi ilahî bir niyet taşımalıdır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.), hadislerinde “Allah için sevmek ve Allah için buğz etmek” kavramına sıkça vurgu yaparak, bu duyguların imanla yakından ilişkili olduğunu belirtmiştir.
  • Kanuni Sultan Süleyman’ın Sandık Vasiyeti
    Osmanlı’nın kudretli hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman Han, hayatının son anlarına kadar hem devletine hem de inancına bağlı bir padişahtı. Onun vefatından sonra ortaya çıkan gizemli bir vasiyet, asırlar boyunca tarihçilerin ve halkın merakını cezbetmiştir. Sultan Süleyman, ölümünden sonra mezarına kendisine ait küçük bir sandığın konulmasını istemişti. Bu, sıradan bir isteğin ötesindeydi — çünkü bu sandığın içinde ne olduğu kimse tarafından bilinmiyordu.