Kâria Sûresi, İslam'ın kutsal kitabı Kur'an-ı Kerim'in önemli bölümlerinden biri olarak Mekke döneminde indirilmiştir. 11 âyetten oluşan bu sûre, kıyamet gününün korkutucu manzarasını ve insanları etkileyen olayları tasvir etmektedir. "Kâria" terimi, çarpan, vuran, kapıyı çalan ve kalpleri yerinden oynatan anlamlarına gelir. Bu bağlamda, sûredeki "Kâria", kıyametin kopmasını ve insanların bu dehşet verici gün karşısında yaşayacakları heyecanı temsil eder. Kâria Sûresi, hem inananlar hem de inanmayanlar için derin bir uyanış çağrısı yaparak, insanları yaşamlarının anlamını sorgulamaya ve ahiret inancını güçlendirmeye teşvik etmektedir.
سورة القارعة
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
١. الْقَارِعَةُ
٢. مَا الْقَارِعَةُ
٣. وَمَا أَدْرَاكَ مَا الْقَارِعَةُ
٤. يَوْمَ يَكُونُ النَّاسُ كَالْفَرَاشِ الْمَبْثُوثِ
٥. وَتَكُونُ الْجِبَالُ كَالْعِهْنِ الْمَنفُوشِ
٦. فَأَمَّا مَن ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُ
٧. فَهُوَ فِي عِيشَةٍ رَّاضِيَةٍ
٨. وَأَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَازِينُهُ
٩. فَأُمُّهُ هَاوِيَةٌ
١٠. وَمَا أَدْرَاكَ مَا هِيَهْ
١١. نَارٌ حَامِيَةٌ
Bismillâhirrahmânirrahîm
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla
Kâria Suresi, kıyamet gününün dehşetini ve o gün insanların karşılaşacağı halleri anlatan kısa ama sarsıcı bir suredir. “Kâria”, kelime olarak “şiddetle çarpan, sarsan, kapıyı vurur gibi ansızın gelen büyük felaket” anlamına gelir. Bu felaketin ne olduğu ve ne kadar büyük olduğu sorularla vurgulanır:
“Kâria nedir? Sen Kâria’nın ne olduğunu nereden bileceksin?” ifadeleriyle kıyamet gününün büyüklüğü insan idrakine sığmadığı şekilde betimlenir. Bu sorular, insanın dikkatini çeker ve yaklaşan büyük olayın ciddiyetini kavratmaya çalışır.
Devamında o günün manzarası tasvir edilir:
“O gün insanlar, etrafa dağılmış pervaneler gibi olacaklardır.”
Bu ayette, insanların korku içinde oraya buraya savrulması, nereye gideceğini bilemeyen panik hâli, pervanelere benzetilerek anlatılır.
“Dağlar da atılmış renkli yünler gibi olacak.”
Bu ise, normalde güçlü ve sabit gördüğümüz dağların bile o gün nasıl darmadağın olup savrulacağını ifade eder. Dağların yün gibi uçuşması, evrendeki düzenin tamamen bozulduğunu gösterir.
Sonraki ayetlerde ise insanların amellerine göre karşılaşacakları sonuçlar açıklanır:
“Artık kimin tartıları ağır gelirse, o hoşnut edici bir hayat içinde olacaktır.”
Yani, iyilikleri ağır basan kimse cennetle ödüllendirilecektir. Bu “hoşnut edici hayat”, cennette huzurlu, nimetlerle dolu ve Allah’ın razı olduğu bir hayattır.
“Ama kimin tartıları hafif gelirse, onun varacağı yer hâviye olacaktır.”
Günahları ağır basan kimseler için ise son durak “hâviye”dir. Hâviye, cehennemin derinliklerine düşüşü ifade eder; korkunç bir azabın, dipsiz bir uçurumun adıdır.
“Hâviyenin ne olduğunu sen nereden bileceksin?”
Bu soru, o azabın ne kadar büyük ve tarif edilemez olduğunu yeniden vurgular.
Ve son olarak, hâviyenin ne olduğu açıklanır:
“O, kızgın bir ateştir.”
Bu ateş, sıradan bir yanma değil; dayanılmaz, şiddetli ve insanı yok edici bir cehennem ateşidir.