İtikat Nedir? - Genel | Kardeş Eli Derneği
BLOG
Blog

İtikat Nedir?

18.06.2025

İtikat kelimesi genelde dini anlamı ile kullanılır ve İslam inancında temel bir kavram olarak karşımıza çıkar. Sözlük anlamıyla "bağlanmak, düğümlemek, kesin olarak inanmak" manalarına gelen itikat, İslam dini içerisinde kalbi bağlılığı ve kesin inancı ifade eder. Kendinden uzun süre sonra ortaya çıkan akaid kelimesiyle eş anlamlı nitelikte olan kelime, İslam dinindeki inanç esaslarını kapsamaktadır. Müslümanların inanması gereken temel ilkeleri belirleyen ve dini hüküm bölümü ortaya çıkaran itikat, imani konuların temelini oluşturur. İtikat, İslam'ın inanç esaslarını içeren iman ilkelerini, Allah'ın varlığı ve birliği, meleklere iman, kitaplara iman, peygamberlere iman, kader ve ahiret gibi konuları kapsar.

İtikat Kelimesinin Sözlük Anlamı Nedir?
 

  • İman etmek
  • İnanç
  • İnanmak

Dini Açıdan İtikat 

İman esaslarında müslümanlar itikadı yer alır, ve bu itikat İslam dininin temel inançlarını kapsar. En geniş manası ile itikat, bir kişinin dini inancının bütün yönlerini içine alan kapsamlı bir kavramdır. İtikat, Allah, dünya ve kul konusunda mevcut olaylara bakış açısını etkileyen düşünceleri ifade eder. Bu düşünceler, Müslümanın hayatını şekillendiren ve davranışlarına yön veren temel unsurlardır. Günlük dilde itikatlı olmak, itikatsız olmak ve itikatlılık sözleri sıkça türetilerek kullanılır. İtikatlı olmak, kişinin İslam'ın belirlediği inanç esaslarını kabul etmesi ve bunlara sıkı sıkıya bağlı olması anlamına gelirken, itikatsız olmak ise bu esaslardan uzaklaşmayı ifade eder. 

Tasavvufi Mezhepleri Nelerdir?

Mehir Nedir?

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
Hızlı Bağış Hayra vesile olan, hayrı işleyen gibidir.
Bağış Türü
Paylaş
SON BLOG YAZILARI
  • Babalar Çocukları Nasıl Etkiliyor?
    Çocukluk, insanın ilk aynasıdır. O aynada duyulan ses, hissedilen güven ve görülen bakış; gelecekteki kişiliğin temel taşlarını oluşturur. Ailenin sıcak çemberi, çocuğa kim olduğunu değil, kim olabileceğini gösteren ilk sahnedir. Bu sahnede anne, duygusal bağı kuran, sevgiyi dokunuşla öğreten taraftır. Baba ise bu sevgiye yön veren pusuladır. Onun varlığı, çocuk için sadece bir güven alanı değil; aynı zamanda hayatın nasıl yaşanacağına dair bir rehberdir.
  • Müslümanı Muazzez Kılan Nedir?
    Dua, Müslüman’ın yalnızca dille yapılan bir ibadet değil, kalbin derinliklerinden yükselen bir teslimiyet ilanıdır. Kulun, “Ben hiçbir şeye gerçekten malik değilim, sahip olduğum her şey bir emanet” diyebilmesidir. İnsan, ne kadar bilgiye, teknolojiye, servete ulaşırsa ulaşsın; bir yaprağın düşüşünü dahi kontrol edemediğini fark ettiğinde, hakiki kudretin kimde olduğunu anlar. Dua; insanın, kendi acizliğini fark edip, Allah’ın mutlak kudreti karşısında eğilmesidir.
  • Kanuni Sultan Süleyman’ın İlginç Özellikleri
    Kanuni Sultan Süleyman, 1494 yılında Trabzon’da dünyaya geldi. Osmanlı tahtının kudretli hükümdarı Yavuz Sultan Selim’in oğlu, Hafsa Sultan’ın ise kıymetli evladıydı. Genç yaşta Saruhan Sancağı’nda yöneticilik yaparak devlet idaresinde tecrübe kazandı. 1520’de babasının vefatı üzerine Osmanlı tahtına geçti ve 46 yıl süren hükümranlığıyla imparatorluğun en uzun süre tahtta kalan padişahı oldu. Bu dönemde 13 büyük sefere çıkarak hem doğuda hem batıda Osmanlı topraklarını genişletti. Adaletli yönetimiyle halk arasında “Kanuni” unvanıyla anıldı.
  • Bir İnsanı Neden Seversiniz?
    Müslümanın hayatındaki her eylemde olduğu gibi, sevgi ve nefret duygularının da merkezinde Allah rızası yer almalıdır. İslam inancına göre, bir Müslüman sadece ibadetlerinde değil; dostluklarında, muhabbetlerinde ve hatta nefretinde dahi ilahî bir niyet taşımalıdır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.), hadislerinde “Allah için sevmek ve Allah için buğz etmek” kavramına sıkça vurgu yaparak, bu duyguların imanla yakından ilişkili olduğunu belirtmiştir.
  • Kanuni Sultan Süleyman’ın Sandık Vasiyeti
    Osmanlı’nın kudretli hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman Han, hayatının son anlarına kadar hem devletine hem de inancına bağlı bir padişahtı. Onun vefatından sonra ortaya çıkan gizemli bir vasiyet, asırlar boyunca tarihçilerin ve halkın merakını cezbetmiştir. Sultan Süleyman, ölümünden sonra mezarına kendisine ait küçük bir sandığın konulmasını istemişti. Bu, sıradan bir isteğin ötesindeydi — çünkü bu sandığın içinde ne olduğu kimse tarafından bilinmiyordu.